giriş     kayıt
ayrılık

boktandır,
yıllardır varlığına alıştığım kopan bir parçam gibi,
boktandı,
o kadın, bu kadındı.
boktandı.
düşlerim, yarattığım, bir dakikalık eşsiz ama kısa bir müzik gibiydi.
ellerim, gözlerim, tenim yabancılaştı.
boktandır,
bir şeyi ararsın,
Ben buyum,
daha fazlası değil.
kara evren içinde bir kara boşluk gibi, yok gibi.
Ben buyum ve bazen fazlasıyım,
suya atılıp eriyen bir tuz gibi, yok gibi, ama yakıcı,
boktandır,
görür müsün içimi?
yoksun,
olmayan bir kavram üzerine yapılan akıl yürütme gibi,
anlamsız.
her şeyim! anlamsız.
hiçbir zaman
bilmeyeceksin
boktanlık
üzerine yazılmış
binlerce satırı.
tüm boklar,
gördüklerinden
daha fazlasıydı.
ben bir şeyinim,
sen?
her şeyim.
bir şeyin, haber aldı, mutlu oldu
anlatamadı her şeyine,
ateşine buz,
soğuğa ateş buldu, nerede her şeyim?
çaresizdir, bir o bilir. başkası mı? başkası için hiçbir şeyimdir.
geçecek, ama ne? yalnızca bir gün daha,
geçen sadece takvimin yaprakları gibi,
aynı, ama çevren değişir,
varlığından hiç haberin olmamış binlerce insan,
sırada bekliyor sanki, tanımak için,
yerler değişir,
bir gece mutfakta düşünürken,
bir gece bir sahilde bir içki içersin,
bugün bu ev benim gerçekliğim iken,
yarın başka bir evi yurt bellerim,
şehirler değişir, daima sıkıcı yolculuklarla,
varlığı 10 gün sürecek buğday taneleri görürüm yol kenarlarında
önümdeki araba bir toz kaldırır, kaskımdan içeri girer,
o bile değişir, bir toz zerreciği bile düşünmek için bir fişektir.
sanki bir şey değişmiyor içimde; yarattıklarım.

güneş doğuyor ve sanki aydınlık şaha kalıyor,
ama ben uyumuşum,
aydınlığın zevkini değil, sıcağın nefretini çekerek uyanıyorum gündüze,
gündüz mü? evet, ama içim değil, gözlerimi açamıyorum
soğuk su vuruyorum üzerime, üşüyorum,
iki kutup zıttın da aynı boktanlığı hissettirmesi,
acıyı anımsıyorum, beni güdüleyen şey,
ancak o varsa harekete geçiyorsun,
zevkler ertelenebilirdi, ama acı? hemen, şimdi terkedilmeli,
ayağa kalkmalısın.
boktanlık; özümde büyüttüklerim,
buz gibi bir suyu içmeyi hayal ederken,
kaynar suların içerisine düşmektir boktanlık,
boş bir odanın ve boş duvarların arasında durmaya
bir dakika bile tahamüllün olmayışıdır.

bir gün daha geçti,
masam biraz daha kirlendi,
bilgisayarım biraz daha eskidi,
çamaşır makinem biraz daha isteksiz çalıştı,
değiştiler.
ama onların değiştiğini anlamak için,
değişmeyen bir şeye ihtiyacım vardı.
neydi o?
bendim,
değişmiyordum.
aynıydım,
5 yıl önceki gibi,
boktandım.
bu bir kopuş,
buraya kadar okunduğuna inanılmayacak kadar,
insanlar değişir,
ona artık, bir başkası iyi gelir,
belki bu satırlar, kulaklığında "o" varken okunur,
önemli değil.
önemli olan diye bir şey de yoktur.
zaman geçer,
her şey değişir.
eylül başladı bugün,
yapraklar solacak, serin rüzgarlar esecek,
beynim bana sorular soracak;
bitti mi?
evet. ama güçlü,
hakkını vererek.
bir başka tenle değil
bir başka sesle değil
bir başka elle değil
bir başka gözle değil
bir başka gülüşle değil
.
.
.
bir başka kadınla değil.

seninle! seninle başladı, seninle bitti, bitecek.
sen gittiğinde kulağımda kalan son ses,
seninkisi olacak.
seninle bitecek benimkisi.
hiç olmadığım kadar yalnızken bitecek.

-


Yorum yazabilmek için giriş yapmalısın.